Bir zamanlar okyanusun mavisi derinliklerinde, yunuslar ve balinalarla dolu sakin bir dünya yaşanırdı. Deniz canlılarının arasında hendeğe inildikçe giderek büyüyen bir gizem saklıydı; bu dünyada deniz kızları ve deniz adamları barış içinde yaşardı. Küçük bir deniz kızı vardı; büyükannesi, kral babası ve altı ablasıyla birlikte yaşardı. O, dış dünyayı hiç görmemişti ve ailesinin anlattıklarıyla yetinmek zorunda kalmıştı. Ama yüzey dünyasını merak etmekten kendini alamazdı.
Kral babası, deniz kızına insanların okyanusu kirlettiğini ve onlara zarar verdiğini söylemiş, bu yüzden suyun üstüne çıkmasını yasaklamıştı. Ancak merak duygusu büyüdükçe sınırların ötesi ona daha da çağırıyordu. Bir gün, balinanın korkusunu paylaşan bir köken arkadaşı taleplerini dinledi ve yardım etmek için karar verdi. Balina, kendi güvenliği için çekinse de sonunda ağzına alıp yüzeye doğru taşıdı.
Gözleriyle yüzeyi gören deniz kızı, orada gördüğü geniş dünya karşısında büyülenmişti. Uzaklarda yüzen bir gemi dikkatini çekmişti; gemide çalan flütün tatlı melodisi onu büyülemişti. Prens için yapılan doğum günü şöleniyle ilişkili olan bu mücevherli ses, onun kalbini hızla çarptırdı. Ancak yunus, tehlikeli olabileceğini söyleyerek onu uyardı.
Flüt melodisiyle dans eden prense yaklaşan deniz kızı, kayaların üstünden şarkı söylemeye başladığında, prens bu nadir sesi duyunca şaşkınlıkla dinledi ve ona karşı bir his geliştirdi. Cadının gölgesinde olan bir büyücü, karanlık gölgenin altından olayları izliyor ve deniz kızını avlama planları kuruyordu. Fırtınalar koptuğunda prens gemisi battı; ancak deniz kızı, gösterdiği cesaretle onları kurtarmayı başardı ve prens çatı üzerinde uykuya daldı.
Deniz kızı, yunusun yardımıyla prensin kumsala bırakılmasını sağladı. Gözlerini açan prens, onun varlığını hatırlamış olsa da sesini bulamadığı için aradaki iletişim zorluğunu aşamamıştı. Cadının yardımıyla insan olan kız, üç gün içindeki şartı kabul ettirmek için her çabayı gösterdi: prensin kendine aşık olması gerekiyordu; aksi halde deniz kızı yeniden denizlere dönmeliydi. Bu süreçte sesi onun en büyük gücüydü, ama şu an kayıptı.
Bir gün kral ve karısı, deniz kızının çabasını gördü ve engellerin aşk karşısında yenileceğini anladı. Kral, kızının sesini geri getirdi ve böylece prensi etkilemesi için gereken özgüveni ve yeteneği kazandırdı. Denizin derinliklerinden yükselen gerçek ses, prense ulaştığında, ikisi arasındaki bağ güçlendi ve sonunda evlilik kararı alındı. Denizin kızının büyük hayali gerçekleşmişti: yüzeye çıkıp görünür hale gelen ve sevgiyle birleşen bir yaşam, onlar için mutlu sonu getirdi.