
Ocak ayının soğuk sabahında, Melih’in okulu tatile girmişti. Melih, sabah kahvaltısını yapar yapmaz, pencereden bakarak gece boyunca düşen karın güzellikleriyle karşılaştı. Dışarıdaki sokaklar beyaz bir örtüyle kaplanmış üzereydi. Melih’in yüzünde bir gülümseme belirdi; zira bu, mahalle arkadaşlarıyla eğlenceli bir gün geçirme fırsatı demekti.
Hemen dışarı çıkıp mahallesindeki Sedat, Atakan, Soner ile bir ortaya geldi.Kankaları ile kar topu fırlatmaları için eksiksiz bir gün gelmişti. Melih, karları elinde yuvarlayarak harika kar topları yapmaya başladı. Arkadaşlarına karşı başarılı fırlatmalar gerçekleştirdi ve onlar da karşı vererek, kartopu atmaya geçtiler. Kardan yapılmış siperler arkadaş kümelerini ayıran sonları belirledi.

Zamanla, Melih ve arkadaşları kar topu savaşından yoruldular. Lakin anneleri, dışarıda eğlenceli vakit geçiren çocuklarına sürpriz bir lezzet hazırlamıştı. Çikolatayı ekmeğe sürmüş, sıcacık içeceklerle birlikte onlara ikram etti. Soğuktan üşüyen elleri, annelerinin hazırladığı sıcak içeceklerle ısındı. Sonra, karnını doyuran çocuklar, kardan adam yapma fikrini ortaya attılar. Ellerindeki kar topçuklarını birleştirerek büyük bir kardan adam oluşturdular. Her biri kardan adama kendine has bir isim verdi. En büyük kar topu başa “Karlı Kral”, orta boyuttaki kar topu ortaya “Soğuk Şövalye”, en küçük kar topu ise alt kısmına “Buzlu Prens” ismini aldı.

Mahalledeki öbür çocuklar, Melih’in kümesinin yaptığı kardan adamları görünce onlar da kendi kardan adamlarını yapma fikrini benimsediler. Kısa müddette, mahallede birbirinden hoş ve yaratıcı kardan adamlar ortaya çıktı. Mahalle, kışın sihirli atmosferi içinde birbirinden renkli ve eğlenceli kardan adamlarla süslendi.
Arkadaşlarının birlikte geçirdikleri bu eğlenceli gün, kış mevsiminin sihirli anıları ortasında yerini aldı. Melih ve arkadaşları, kardan adamlarıyla birlikte geçirdikleri bu hoş günü, her kış geldiğinde bir ortaya gelip hatırlayacaklarına emin oldular.
