Bir zamanlar ormanda, kendini güçlü sanan bir Ayı yaşıyordu. Adı Güllü olan bu Ayı, kollarının ve pençelerinin ne kadar kuvvetli olduğunu sık sık anlatır, herkesin karşısında bu gücünü gösterdiğini düşünüp dururdu. En çok konuşmayı sever, gücünü överek çevresindekileri etkileyemeyeceğini düşünenleri kırardı. İnsanlar konuşmalarını bitirir bitirmez aralarından kaçıp uzaklaşırdı; çünkü kimse onunla yarışmaya cesaret edemezdi.

Bir gün ormana Sincap geldi ve kendi küçük evini inşa edip buraya yerleşti. Çevredekiler merakla Sincap’ın kim olduğunu ve evini gördüler mi diye soruşurken, Sincap’ın varlığına dair söylentiler yayıldı. Güllü’nün evini görmeden önce bile, bazı hayvanlar bu yeni komşunun ormanda yaşamaya başladığını söylemedi. Ertesi sabah Ayı gezinirken, Sincap da ormanın güzelliklerini keşfetmeye çıkmıştı. Tam bu sırada Güllü ile karşılaştılar; Sincap, heybetli Ayı’yı görmek için yana doğru yaklaştı fakat Güllü’nün şaşkınlığı büyük oldu ve korkuyla bağırıp kaçmaya başladı.

Korkunun sesi tüm ormana yayıldı ve diğer hayvanlar hemen toplandı. Renk değiştiren Güllü’nün yüzünü merakla incelediler: “Neden Sincap’dan korkuyorsun?” diye sordular. Güllü, titreyen sesiyle, bu fırtınanın içinde bile en çok korktuğu şeyin Sincap olduğunu itiraf etti ve bu durumu kimsenin tahmin etmediğini ekledi. Ardından kahkahalar yükseldi; bazı hayvanlar, kocaman gücün her zaman zafer getirmediğini hatırlatıp Güllü’yü hafife eden sözler söyledi.
Günün ilerleyen saatlerinde, herkes bu davranışın yanlış olduğunu anladı. Ayı, kendi hatalarını fark etti ve özür dilemek gerektiğini hissetti. Böylece Güllü, tüm arkadaşlarından af diledi ve pişmanlığını açıkladı. Ertesi gün Sincap ile yeniden tanıştılar ve dostlukları güçlendi. Bu olaydan sonra ormanda mutluluk hâkim oldu ve birbirlerini kırmadan yaşamayı öğrendiler.
İşte masal burada noktalanıyor; sevgili çocuklar, güçlerimizin her zaman bizi haklı çıkaracağının garantisi olmadığını hatırlamak gerekir. Çünkü gerçek cesaret, hatalardan ders çıkarıp gönülden özür dilemekten geçer.