Uzak diyarlarda yaşayan krallığın sevimli bir kızamış yüreğe sahip, meraklı ve zeki bir oğlu varmış: Mert. Her gün öğrenmeyi, bahçede oynamayı, kitaplara dalmayı ve hayvanlarla sohbet etmeyi istermiş. Doğum gününde ailesi ona büyülü bir hediye sunmuş: bir uçan halı. Mert bu hediye ile gökyüzünde süzülmeye başlayınca dünya onun için daha da yakın gelmiş.

Uçan halı ile yaptıkları yolcuklarda Mert farklı deneyimler edinmiş. Bir gün karşısına dev bir ejderha çıkmış. Görünüşü korkutucu olsa da, Mert cesaretinden taviz vermemiş ve ejderhaya arkadaş olmak istediğini söylemiş. Ejderha önce şaşırmış; çünkü kimse ona yaklaşmak istemezmiş. Ancak Mert’in samimi yaklaşımı onu da etkilemiş ve sonunda dostluk kurulmuş.
Birlikte pek çok macera yaşamışlar: ejderha ateş püskürtmesini, uçan halı ise Mert’e hızlı uçmayı öğretmiş. Sonra ormanın derinliklerindeki Peri Ormanı’na doğru yola çıkmışlar. Orada yalnızca tek bir peri ile karşılaşmışlar; peri çok güzeldi, ama tek başına kalmıştı. Peri, Mert’e bir tek dilek hakkı verdiğinde, çocuk düşünmeden arkadaş olmak istediğini dilemiş. Peri bu arzusunu yerine getirince dörtlü yakın dost olmuşlar: Mert, ejderha, peri ve uçan halı.

Günler birbirini takip etmiş; her yeni gün onlara yeni güzellikler, yeni öyküler ve yeni arkadaşlıklar getiriyormuş. Mert’in hayatı adeta masallara dönüşmüş ve tümüyle mutlu bir akışla devam etmiş.
Bu akşamlık masalımız burada son buluyor. Umarız siz de keyif almışsınızdır. Masal dinleyen ve okuyan minik dostlar, şimdi rahatça uykuya dalabilirler.