Bir zamanlar uzak bir krallıkta, bir kral ve kraliçe yaşardı. Üç prensesleri vardı; en küçüğünün saçı altın gibi parlak, gökyüzü kadar mavi gözleriyle halkın dilinde bir masal kahramanıydı. Kraliçe ağır hasta düştüğünde doktorlar çözüm bulamazlar ve ona en son söz olarak, küçük prense mutluluk sözü verdirirler. Kral, gözyaşları içinde bu sözü yerine getirmek için yeryüzünü dolaşır; fakat hiçbir çaba prensesi mutlu edemez.Bir gece, ülkenin en karanlık ormanında yaşayan bir cadıdan söz edilir. Cadı, kayıp prensesin mutluluğunu bulma gücüne sahip olabilir; ancak kalbi buz gibi sert ve niyeti zararlıydır.Kral, en küçük kızını mutlu etmek umuduyla cesur savaşçılardan oluşan bir ekip kurar ve cadının evini bulmak üzere yollara düşerler. Uzun ve zorlu bir yolculuk sonunda cadını bulurlar. Cadı, prensesin mutluluğunu sağlayacak iksiri vaat eder; ancak karşılığında prensesin en değerli anısını ister. Küçük prenses, annesinin kendisine emanet ettiği locket’i cadıya verir. Cadı, locket için bir iksir şişesi verir ve bu içeriğin derin bir uykuya dalmasını sağlar. Ancak gerçek aşkın öpücüğüyle uyanacağını söyler. Prenses bu iksiri içince derin bir uykuya dalar; krallık ondan üzüntüyle söz ederken, cadının öngördüğü gibi her şeyi altın ve gümüşlerle süslerler; uyuyan prensesin odası bu görkemli simgeyle donatılır. Yıllar geçerken masal, uzak diyarlarla bile konuşulur hale gelir. Bir gün cesur bir prens bu hikayeyi duyar ve prensesi uyandırmaya karar verir. Sarayın kapıları aralanır, prens öperek prensesin gözlerini yavaşça açtırır ve odada yeniden ışık sütunları halinde parlayan bir gülümseme belirmeye başlar. Prensle prenses birbirlerine âşık olur ve görkemli bir düğünle dünya ile birleşirler. Cadının öngörüsü bozulmuş, gerçek aşkın büyüsüyle krallık yeniden aydınlanır. Kral ve kraliçe, kızlarının mutluluğunu gördükçe, kraliçenin son dileğinin yerine getirildiğini anlarlar ve ülke pırıl pırıl bir barışa kavuşur.İç içe geçmiş tehlikeler bir kez daha belirse de, bu sefer ana kahramanlar yılmazdır. Gizli ormanın derinliklerinde cadının kötü planları yeniden doğar; karanlık güçler bir araya toplanır ve ejderha Krallığı tehdit eder. Savaş alevlenirken, prenses de annesinden kalan locket’ta saklı sırları kullanarak krallığı korumaya karar verir. Prens, kadim bir silah arayışına çıkar ve karanlık ormanın derinliklerinde ışıkla dengeyi sağlayan efsanevi kılıcı bulur. Savaş, iki kuvvetin çarpışmasıyla büyür; sonunda kahramanların cesareti zaferi getirir ve ejderha yenilir. Cadının karanlık planı bozulan yüzüyle en sonunda yenilgiye uğrar; prensesin içindeki güçler ve prensin desteğiyle cadı sürgüne gönderilir ve ormanın derinliklerinde yalnız kalır. Barış yeniden kurulur; halk birbirine kenetlenir, aşkın ve cesaretin hüküm sürdüğü bir krallık doğar. Zenginlik ve refah çoğalır, ama her şeyin merkezinde sevgi ve sadakat vardır. Bu masalın ana mesajı, gerçek aşkın uyandırdığı gücün karanlığı yeneceğidir.İzin verilen tek dökümle son sayfaya doğru ilerlerken, çocuklara ve tüm ziyaretçilere bir hatırlatma bırakılır: Grimm Masalları kategorisine masal gönderebilecekleri ve her gönderinin tema vakfına yapılan fidan bağışına dönüşeceğidir. Gönderdiğiniz her masal, binlerce çocuğun geceyi uykuya dalarak geçirmesine ışık tutar; böylece daha güzel bir dünyaya doğru bir adım atılmış olur. Grimm Masalları altında paylaşılan bu dokunaklı öykü, sevginin ve cesaretin her zorluğun üstesinden gelebileceğini hatırlatmaya devam eder.
