Güzel, varlıklı bir tüccarın en küçük kızı olarak dünyaya gelmiş ve adı sadece güzelliğiyle değil, içtenliğiyle de anılır olmuştu. Ailesi, talihsizliklerle karşılaştığında bile Güzel’in naif ruhunu överdi. Bir gün, ticaretin kaybedildiği haberinin ardından köylerine taşınmak zorunda kalmışlar; Güzel hızla yeni hayatına alışmış, evin işleriniüstlenen herkesi desteklemiştir.
Babası uzak bir şehirden umut dolu haberler getirince, her çocuğundan istediklerini sordu. Çocukların çoğu lüks hediyeler talep ederken Güzel yalnızca bir gül istemişti; evlerinin çevresi boyunca hiç gül yetişmediği için böyle bir istekle karşılık bulmuştu. Tüccar, beklediği sonuçları bulamamış olsa da yolculuğun sonunda Güzel’in gülünü bulup getirmek ümidiyle ilerlemiş.
Karanlık ve fırtınalı bir gecede, büyük ve ışıklarla dolu bir saraya sığınmış. Şato, dışarıdan bakınca hiç yararlı gibi görünmese de içerde misafirperver bir masa kurulmuş ve sıcak bir yatak hazırlanmıştı. Şato sahibinin nazik davranışı, tüccarın minnetini kazandı. Ertesi gün, Güzel için bir gül koparılmış; fakat bu hareket Çirkin olarak bilinen bir canavarı öfkelendirmiştir. Şöyle ki, tüccarın hayatını bağışlamak karşılığında onun yerine kızını saraya göndermesi istenmiştir. Güzel bu görevi kendini feda edecek biçimde kabul etmiş ve yola koyulmuştur.
Güzel, saraya vardığında Çirkin’in korkunç görüntüsüne karşın içten ve nazik davranışını fark etmiş; zamanla onun içindeki iyiliği görmeyi başarmıştır. Başlangıçta her gece evlilik teklifleriyle karşılaşan Güzel, kalbinde gerçek sevginin olmadığını düşünerek reddetmiştir. Ancak bir gün, babasının hastalığı ve ölüm tehlikesi gerçeğini görmesiyle doğru kararlarını gözden geçirmiştir. Çirkin, zor bir şartla izin vermiş: Güzel’in babasını ziyaret etmesi için bir hafta süresi tanıyacak, dönmesi ise şarttı.
Güzel, babasına yardım ederken son derece duyarlı davranmış; ancak dönüş yolunda gecikmiş ve Çirkin’i ölümün eşiğinde bulmuştur. Sevgiyle yaklaştığında, Çirkin’in acılar içinde bile Güzel’e olan hislerinin derinleştiğini fark etmiş ve ona evlenme teklif etmiştir. Bu sözleşme, laneti bozan büyüyü kırmış; Çirkin eski görünümlü bir prens olarak aydınlığa kavuşmuştur. Meğer gerçek aşk, onu lanetten kurtarmış ve Güzel ile prensin birleşmesiyle krallık büyük bir mutluluğa yelken açmıştır.
Güzel ve prens, krallığı yönetirken adaleti, merhameti ve bilgeliklerini öne çıkarmışlar; krallık, barış ve refah içinde uzunca bir döneme adım atmıştır. Zamanla bir büyücü, bu çiftin hikayesinden etkilenerek onlara kristal bir küre hediye etmiştir. Küre, geleceğe dair ipuçları sunsa da asıl amaç, zamanı öncelemek değil, hazır olmak ve bilgelikle hareket etmektir.
Kuleye yansıyan ışıklar altında, krallık evlatlarına sevginin gücünü aşılamış; çocuklar büyüdükçe ebeveynlerinin yolunu izleyip kendi umutlarını inşa etmişlerdir. Zaman geçip Güzel ile prens yaşlandığında, yönetimi çocuklarına devretmişler; ama hikayeleri ve öğütleri, krallıkla sınırlı kalmamış, başka diyarlar ve topluluklar için ilham kaynağı olmuştur.
Bu masal, sevginin engelleri aşabileceğini ve insanların kalplerinde adalet ile merhamet tohumlarını yeşertebileceğini hatırlatır. Masalımıza dair sözler burada son buluyor; siz de Klasik Masallar kategorisine kendi masallarınızı yazarak paylaşabilirsiniz. Gönderdiğiniz öyküler sayesinde çok sayıda çocuk masal okumayı öğrenerek uykuya dalabilir. Masal göndermek için aşağıdaki resme tıklamayı unutmayın.
