Kayıp Prenses ve Şarkı Söyleyen Yapraklar: Cadının İntikamı ve Denizkızıyla Dostluk

Bir zamanlar krallıkta herkesin yüzünü güldüren bir mutluluk hâli hüküm sürüyordu. Kral ve kraliçe, sevinç dolu günler geçirirken sarayın yakınlarında yaşayan kötü kalpli bir cadı bu neşeyi bozmaya karar vermişti. Mutluluğu kıskanan cadı, prenses için bir bakıcı tutunca işin iç yüzü ortaya çıktı. Cadı, saraya gizlice girip, prensesin bakıcısı gibi görünerek güveni kazandı ve krala bu zarif kâtiplikten söz ederek yaklaşmayı başardı.

İlk günlerde bakıcısı prensesle arasını iyi tuttu; fakat doğum gününe yaklaşılırken cadı, prensesin aklını karıştıracak bir plan kurdu. Sabah olup şaşkınlıkla duyulan istek, şarkı söyleyen bir ağacın yaprağına ilişkin oldu. Bu yaprağın, ona sahip olanın başına her kötülüğü götürmeyecek ve istediği her şeyi vereceği söylentisi, prensesin merakını kışkırttı. Kral ise buna karşı çıktı: o ağaç Kaf Dağı’nın ardında olduğundan kimseye ulaşılamadığı için bu isteğin yerine gelmeyeceğini bildirdi. Ancak cadı, prensesin güvenini kullanıp araya girdi ve yaprağı birlikte almak için yola çıkalım dedi. Prensesin saraydan izinsiz çıkması yasaktı; cadının gerçek niyeti onu kaçırmaktı.

Kayıp Prenses ve Şarkı Söyleyen Yapraklar: Cadının İntikamı ve Denizkızıyla Dostluk

İkisi sabahın ilk ışıklarında ormana girdiler ve oradaki ağaçlar siyahlaşmış bir görünümle çevreyi kapladı. Prenses giderek korkuya kapıldı; cadı yüzünü ortaya çıkarıp korkunç bir şekilde önüne dikildi. Geri dönmek için yalvaran prenses, cadının iğrenç yüzüyle karşılaştığında kaybolmaya yüz tuttu. Ancak cadı, arkasına dönüp prensesin yolunu kesip oradan uzaklaştı. Adımlarını sürerken prenses, deniz kıyısına doğru sürüklendi ve burada kayığa bindirilerek izole bir adaya götürüldü. Artık burada kalacak ve kurtulamayacaksın diyerek ayrıldı.

Bu sırada denizden bir denizkızı belirip ağlayan prensesin yanına geldi. Kısa sürede güvenin oluştuğu bu dostluk sayesinde, denizkızı prensesin yanında yaşamaya karar verdi ve onlara yiyecek sağladı. Denizkızı, yuvanın Kaf Dağı’nın ardında olduğuna dair haberler getirdi; fakat prenses bu kez yaprağı elde etmek için akıllıca düşünüp bir plan kurdu. Denizkızı, yaprağı getireceğini söyledi ve prensesin saçından birkaç tel ile elbisesinden bir parça alıp saraya dönmesini öğütledi. Kral, kızının kaybolduğu haberini alıp derin üzüntüye kapıldı; fakat kuşlar kadar hızlı olan haberler, prensesin eve dönmesini sağlayacaktı. Bu olaylar ışığında prenses, denizkızıyla dostluğunu derinleştirdi ve adada yıllar süren yalnızlığına son verdi.

Bir gün adanın kıyısında yaralı bir güvercin belirdi. Yanında bir kartal da görünen güvercin, prensesin yardımına muhtaçtı. Prenses, güvercin için su ve şifayı aradı; kartal ise güvercinin yuvadan haber vermesini istedi. Güvercin, şarkı söyleyen ağacın dalında yaşıyor olan yuvadan söz ederek, oradan getirilen yaprağın eski güzellik ve sağlığı geri getireceğini söyledi. Prenses, bu yaprağı elde etmek için harekete geçti ve kartal, güvercinin yeşerdiği umutla uçup gitti. Saraya ulaştığında, kralın gözleri yaşla doldu ve hemen adaya giden yol açıldı. Yıllar önce kaybolan kızının büyüyüp güzelleştiğini görünce aile mutluluktan uçtu.

Cadı ise havanın kararmasıyla geri dönüp, prensesin peşine düştü ve yaprağı geri almak için geceyi kullandı. Ancak bu sefer prenses, kendisini savunmak amacıyla ihtiyar bir kadının rehberliğine sığındı. Bu bilge kadın, prense bir yıl boyunca hizmet etmesini istedi ve sonunda altın yaprağa ulaşmasını sağlayacak yol haritası verdi. Prenses, kralı ve kraliçeyi uyarı amacıyla devreye girip, devler ve büyülerle dolu zorlu bir maceraya atıldı. İyice odaklanan prenses, devler karşısında aynayı gösterdi ve dört defa çağırdığı yaprağın pınara düşmesini sağladı. Yaprak, pınara düşüp suya düştüğünde eski sağlığına kavuşan prenses, cadının kötülüğünü sonlandırdı. Cadı siyah bir duman gibi yok oldu; ve ülke, prensesin sağlığına kavuşmasıyla yeniden eski neşesine kavuştu.

Sonunda herkes mutlu oldu: Prenses sarayına geri döndü, krallık ise eski günlerine kavuştu. Cadının planları boşa çıktı ve prensesin inadınca geri dönmesiyle tüm kötülükler sona erdi. O günden sonra herkes, mutluluğu ve dostluğu paylaştı; uzun ve huzurlu bir hayat onları bekledi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir