Tavşan, Ormanda hızlı adımlarla dolaşırken bulunduğu köşeleri hemen kendisine övüyor ve kimsenin onu geçemeyeceğini söylüyordu. Güçlü bacaklarıyla gerçek hız hâlâ onunla birlikteydi; komşuları ise bu böbürlenmeden bıkar, fakat kimseyle yarışmaya cesaret edemezdi. Kaplumbağa, kulaktan kulağa yayılan bu sözleri duydu ve kendi sakin yolunda ilerlemeyi seçti. O, yavaş ama istikrarlı adımlarla ilerlerdi; bir gün tavşanla karşılaşmayı dört gözle bekliyordu. Görüştüklerinde kaplumbağa net bir karar verdi: yarışalım ve kim daha hızlıymış görelim. Tavşan bu fikri küçümseyerek gülümsedi: “Dalga geçiyorsun sanırım. Bir adım atsan ben yarışı bitiririm.” Ancak kaplumbağa kararlıydı: “Bu yarışta seni geçeceğim.”

Ormanda tüm canlılar merakla toplandı ve yarışın başlama anı geldi. Tavşan başlangıçta adeta ok gibi fırladı, kaplumbağa ise ağır adımlarla ilerlemeye devam etti. Saatler geçtikçe tavşan görünmezleşti; bir süre dinleneyim diye bir ağacın gölgesine uzandı. Uykunun huzur veren etkisiyle derin bir uykuya sürüklendi. Bu arada kaplumbağa ise durmadan yürümeye devam etti, yorulmadan ve sabırla yoluna devam etti.

Uyandığında tavşan, “Artık yarışı bitireyim, kaplumbağa hala peşimden mi geliyor acaba?” diye geriye baktı ve kimsenin görünmediğini gördü. “Korkusuzca vazgeçti herhalde,” diye düşündü ve hızla finish çizgisine doğru koşmaya başladı. Ancak, kaplumbağa çoktan onun önüne geçmiş ve yarışmayı bitirmişti. Kaplumbağa yanına gelerek tebessümle şöyle dedi: “Önemli olan yaptığın her işte kararlı olmaktır. Gereksiz övünme sadece zayıflıktır.” Tavşan, hatasını anladı ve bundan sonra başka biriyle yarışacağını söylememeye karar verdi.

Bu hikâye, küçümsemeyi bırakmanın ve istikrarlı çabanın ne kadar güçlü olduğuna dair fısıldanan bir ders olarak kaldı: en hızlı olmanın bile tek başına yeterli olmadığı gerçeğini hatırlatır. Tavşan artık kimseyle yarışmadan önce düşünmesi gerektiğini öğrendi ve kaplumbağanın yolunda, kararlılığın önemini içe sindirdi.