Uçan Sandıkta Masal: Kibritlerin Ateşi ve Peri Padişahının Oğlu

Bir zamanlar zengin bir tüccar yaşarmış; öyle ki bütün caddeleri gümüşle kaplatabilecek güçteymiş. Ancak parasıyla göstermekten çok, akıllıca harcarmış; cebinden çıksa da iki katını kapmayı başarırsın derlermiş. Ne var ki bu adam da günün birinde aramızdan ayrılmış; mirası oğluna kalmış. Fakat genç adam servetin tadını çıkarıp zarafete dalınca, gece gece maskeli balolara koşar olmuş, sahte paralarla uçurtmalar yapıp uçururmuş; altınları suda sürükleyip eğlenirmiş. Kaynaşmış dostlar birer birer uzaklaşınca tek iyi kalanı, dürüst kalpli bir arkadaşıyla gelen eski bir sandıktır etmiş. “İçine her şeyi koyarsın,” demiş arkadaşı, “hem ruhunu dinlendiren bir yolculuk bu!” Ancak çaresiz olan delikanlı, sandığa sığındığında, kilide dokunur dokunmaz uçmaya başlamış. Sandık, evin bacasından yükselerek bulutlar arasında süzülmüş; korkmuş, düşmekten endişelenmiş, ama uçuşu sürmüş ve sonunda Türk topraklarına varmış. Ormanda kuru yapraklar arasında saklı kalmış sandık; o sırada kucakta küçük bir çocuk taşıyan bir sütanneyle karşılaşmışlar. “Kent girişinde çok yüksek pencereli bir saray gördüm; bu nedir?” diye sormuş delikanlı. Kadın cevaplamış: “Orada padişahımızın kızı oturur; doğduğu gün bir falcı, onun garip bir laneti taşıdığını söylemiş ve kralla valide sultan da onu kimsenin göremeyeceğini düşünmüş.” Delikanlı, sandığa geri dönüp havalanan sevinciyle sarayın damından içeri süzüldüğünde genç kızla karşılaşmış. Gözyaşları eşliğinde sohbet eden ikili, padişah ve valide sultan masal anlatımlarını çok sevdiğinden delikanlıya kalıcı bir gördüvermişler. “Cumartesi akşamı tekrar gel; masalın içinde ders verici ve komik öğeler olsun,” demişler. Delikanlı, bu isteği vakarla karşılamak için yola koyulmuş ve “Bir zamanlar kutu kibrit varmış” diye başlayan ve geçmişin güzel anılarını anımsatan bir masalla karşılarmış onları. Kısa sürede sahneye kibritler ve mutfak eşyaları hükmedince, mutfak sakinleri gibi her şey eğlenceye dahi dönüşmüş. Kibritler alev alırken, kapı ardında hizmetçi kızın gelişiyle hummalı bir ateşlenme başlamış ve sonunda hepsi yanıp kül olmuş. Masal bittiğinde valide sultan ve padişah, düğün hazırlıklarına başlamışlar; fakat delikanlı, sandık ve macera dolu yolculuğunu sürdürmeye karar vermiş. İnsanların anlatımlarında gördüğü dünyayı gözlerken, onların gördükleriyle birleşen hikâyeler yeni bir ışık tutmuş. Sandık, son bir kez havalandığında, patlar gibi yankılanan ışık ve gürültünün ardından kül olmuş. Üzüntüyle sarsılan delikanlı, artık uçamadığı için hayalini eşeleyen güzide bir gelecekten mahrum kalmış; ama masallar sürmüş, anlatıcı Peri Padişahı’nın oğlu olduğuna inanmayanlara bile umut taşıyarak yoluna devam etmiş.
Uçan Sandıkta Masal: Kibritlerin Ateşi ve Peri Padişahının Oğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir