Bir zamanlar Renkler Ülkesi’nde, her köşe farklı bir rengin parıltısıyla doluyordu ve bu krallığın genç prensi Tim, yeni renkler keşfetme tutkusu taşıyordu. Her sabah sarayın bahçesinde küçük keşifler yapar, renklerin sihrini büyülenmiş bir merakla takip ederdi. Ancak bir gün gökyüzü griye dönüştü; çiçekler, ağaçlar ve saray bile renklerini kaybetti. Renkler Ülkesi, ansızın kasvetli ve solgun bir dünya haline gelmişti. Tim, bu gizemi çözmeye ant içti ve en yakın arkadaşı konuşan sincap Riko ile birlikte büyük bir maceraya atıldı. En yakınından başlayan yolculuklarında Bilge Baykuş’un sözleri onları yönlendirdi: Renk Hırsızı renkleri çalmıştı ve geri getirilmeleri gerekiyordu.
